
Fanconi Anemisi: Genetik Kökleri Derinlerde Yatan Sessiz Bir Tehdit
Fanconi
Anemisi (FA), genetik
kaynaklı, nadir ve karmaşık bir sendromdur. Hücresel düzeyde DNA hasarlarının
onarılamamasıyla karakterize olan bu hastalık, kemik iliği yetmezliğine,
konjenital anomalilere ve kanser riskinde artışa neden olur. Hastalık, ilk
olarak İsviçreli çocuk doktoru Guido Fanconi tarafından 1927’de tanımlanmıştır.
Bugün, FA yalnızca bir anemi türü değil, çoklu organ sistemlerini etkileyen
sistemik bir bozukluk olarak ele alınmaktadır.
Moleküler Düzeyde Fanconi Anemisi
Fanconi
Anemisi, hücrelerin interstrand DNA çapraz bağlarını onaramamasına neden
olan genetik mutasyonlardan kaynaklanır. Şu ana kadar tanımlanmış olan FANCA,
FANCC, FANCG, FANCD2 gibi 22'den fazla gen, FA patogenezinde görev alır. Bu
genlerin ürettiği proteinler, DNA onarımında iş birliği yapan çok bileşenli bir
kompleks oluşturur. Bu sistem bozulduğunda hücreler genom stabilitesini
koruyamaz hale gelir, bu da hem hücre ölümü hem de kontrolsüz çoğalma riskini
beraberinde getirir.
Klinik Bulgular: Geniş Bir Spektrum
Fanconi
Anemisi'nin belirtileri bireyden bireye değişiklik gösterir. Bazı hastalarda
sadece hafif hematolojik bulgular görülürken, diğerlerinde ciddi yapısal
anomaliler eşlik eder. En yaygın bulgular şunlardır:
- Pansitopeni (eritrosit, lökosit ve
trombositlerde azalma)
- İskelet
sistemi anomalileri
(özellikle başparmak, kol ve omurga yapılarında)
- Hipopigmente
veya hiperpigmente cilt lekeleri
- Büyüme
ve gelişme geriliği
- İç
organ malformasyonları (böbrekler, kalp, gastrointestinal sistem)
- İşitme
kaybı
- İnfertilite
ve hipogonadizm
Bu
semptomlar genellikle çocukluk çağının erken dönemlerinde ortaya çıkar. Ancak
bazı vakalar erişkin yaşa kadar tanı almamış olabilir.
Tanı Yöntemleri: Hücresel ve Genetik
Analizler
Fanconi
Anemisi tanısı, klasik laboratuvar testlerinin ötesine geçer. İlk aşamada
yapılan tam kan sayımında lökosit, eritrosit ve trombosit düşüklüğü
saptanabilir. Tanının kesinleşmesi için ise özel DNA stres testleri kullanılır:
- Diepoksibutan (DEB) testi
- Mitomisin C (MMC) testi
Bu
testlerde, FA hastalarından alınan hücrelerin DNA hasarına karşı artan
duyarlılığı mikroskobik olarak izlenir. Tanı, moleküler düzeyde FA
genlerinde mutasyon analizi ile doğrulanır.
Fanconi Anemisi ve Malignite Riski
Fanconi
Anemisi, lösemiye dönüşme potansiyeli açısından en yüksek risk taşıyan genetik
sendromlardan biridir. Özellikle akut
miyeloid lösemi (AML) gelişme oranı FA hastalarında genel popülasyona
göre katbekat fazladır. Bunun yanı sıra, genç yaşta ortaya çıkan skuamöz hücreli karsinomlar, FA tanısı
olan bireylerde sık görülür.
Bu nedenle
hastaların sadece hematolojik açıdan değil, onkolojik olarak da ömür boyu
izlenmesi gerekir.
Tedavi ve Yönetim Stratejileri
Fanconi
Anemisi için günümüzde uygulanan tedavi yaklaşımları şunlardır:
1. Destek Tedavisi
- Kan ürünleri transfüzyonu
- Enfeksiyon profilaksisi
- Büyüme faktörleri (örn. G-CSF)
2. Allojenik Hematopoietik Kök Hücre Nakli
- Özellikle ağır kemik iliği
yetmezliği gelişen hastalarda uygulanır.
- Başarı oranı artmış olsa da
komplikasyon riski devam etmektedir.
3. Kanser Taraması ve Erken Müdahale
- Özellikle 10 yaşından sonra,
yıllık baş-boyun muayeneleri, jinekolojik taramalar ve gastroenterolojik
kontroller önerilir.
4. Deneysel Yaklaşımlar
- Gen tedavileri ve gen düzeltme
(CRISPR/Cas9 gibi) teknolojileri üzerinde araştırmalar sürmektedir.
- Somatik hücre onarımı üzerine
çalışan çalışmalar umut vaat etmektedir.
Genetik Danışmanlık: Hastalıkla
Savaşta İlk Adım
Fanconi
Anemisi'nin erken tanısında aile öyküsü büyük önem taşır. Taşıyıcı
ebeveynlerin risk değerlendirmesi yapılmalı, özellikle akraba evliliklerinin
sık görüldüğü toplumlarda doğum öncesi tanı olanakları yaygınlaştırılmalıdır.
Preimplantasyon genetik tanı (PGT) gibi yöntemlerle hastalık taşıma riski olan
embriyolar dışlanabilir.
Değerlendirme: Nadir Ama Göz Ardı
Edilemez