
Genetik Kod, Yaş ve Kanser: AML'nin Moleküler Saatini Çözmek
Akut miyeloid lösemi (AML), kemik iliğinde başlayan ve hızla ilerleyen bir
kan kanseri türüdür. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, AML'nin sadece
genetik mutasyonlardan ibaret olmadığını; bireyin yaşıyla birlikte genetik
yapısının nasıl değiştiğinin de hastalığın seyrinde kritik rol oynadığını
ortaya koymaktadır. Yaş, artık sadece istatistiksel bir risk faktörü değil,
moleküler düzeyde bir belirleyici olarak değerlendiriliyor.
Genetik Profiller
Yaşla Değişiyor
Araştırmalar, genç ve yaşlı AML hastalarının genetik mutasyon profillerinin
önemli ölçüde farklılık gösterdiğini ortaya koydu. Genç hastalarda daha sık
görülen mutasyonlar arasında NPM1, CEBPA ve FLT3-ITD
yer alırken, ileri yaştaki hastalarda TP53, ASXL1,
TET2 gibi mutasyonlara daha fazla rastlanıyor. Bu
farklılıklar, sadece tanı koymayı değil, tedavi seçimlerini de doğrudan
etkiliyor.
Yaşlı Hastalarda
Daha Dirençli Bir Genetik Yapı
Yaşla birlikte biriken somatik mutasyonlar, bazı genetik yolları daha
dirençli hâle getiriyor. Özellikle epigenetik düzenleyici genler
yaşlı hastalarda daha sık etkileniyor. Bu durum, standart kemoterapilere karşı
daha düşük yanıt ve genel sağkalım oranlarında düşüşle ilişkilendirilmiş
durumda.
Kişiselleştirilmiş
Tedavi İçin Yaş-Genom Haritaları
Günümüzde büyük veri tabanları sayesinde binlerce AML hastasının genom
verisi analiz edilerek yaşa göre mutasyon dağılımı haritalanıyor. Bu da
doktorların, bireyin yaşını göz önünde bulundurarak daha isabetli tedavi
protokolleri belirlemesine olanak tanıyor.
Yapay Zekâ
Destekli Sınıflandırma Sistemleri
Yaş, cinsiyet, genetik mutasyon ve epigenetik profilleri birleştiren yeni
yapay zekâ sistemleri, AML’yi daha hassas alt gruplara ayırıyor. Bu sayede bazı
genetik kombinasyonların sadece ileri yaş grubunda kötü prognozla ilişkili
olduğu, bazı mutasyonların ise gençlerde tedaviye daha olumlu yanıt verdiği
daha net anlaşılabiliyor.